EN

Türkiye’nin İlk İHA İhracatı Baykar Makina’ya Nasip Oldu


“Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur.” ATATÜRK Türkiye’nin, 18 Şubat 1952’de NATO’ya üye oluşunun 60. yılı kutlandı. Usta kalem Ardan Zentürk’ün, NATO özelinde kaleme aldığı ve bizleri o günlere kısa bir yolculuğa çıkardığı başyazısında, değindiği noktalardan biri de Marshall Planı’ydı.

MSI Dergisi 77. Sayı Önyazısıdır:
“Asılönemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur.” ATATÜRK

Türkiye’nin, 18 Şubat 1952’de NATO’ya üye oluşunun 60. yılı kutlandı. Usta kalem Ardan Zentürk’ün, NATO özelinde kaleme aldığı ve bizleri o günlere kısa bir yolculuğa çıkardığı başyazısında, değindiği noktalardan biri de Marshall Planı’ydı.

Marshall Planı, gerçek hedefi üzerinde tartışmaların ve spekülasyonların hala devam ettiği bir konu. Türkiye’nin, gelişmekte olan havacılık sanayisinin de sonunu getiren baş neden olarak gösterilir. ABD’den gelen yardımlarla (!) uçak üretmeye son vermişti Türkiye.

Burada Marshall Planını tartışmayacağız; ama devreye alınmasının üzerinden geçen yaklaşık 60 yıl sonra, bu ekonomik destekten yararlanan ülkelerin bugünkü durumlarına da şöyle bir göz atmadan geçemeyeceğiz. Plan kapsamında en çok destek alan ilk 3 ülke, sırasıyla İngiltere, Fransa ve Almaya oldu.

Bu ülkelerin havacılık konusunda bugün nerede oldukları ortada. Onlarla mukayese edildiğinde, Türkiye’nin de…

Acaba Marshall Planı, gerçek hedefine hangi ülkelerde ulaşmıştı?

Sorunun cevabı, bakış açısına göre değişir elbette.

Konumuza dönelim…

Marshall Planı’nın uygulanmasını takip eden süreçte Türkiye, katılmadığı İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’nden algıladığı tehdit karşısında çareyi, NATO şemsiyesi altına girmekte buldu. NATO üyeliği, Türkiye’nin kurtarıcısı oldu.

Ne ilginç bir tesadüftür ki aynı Türkiye, Marshall Planı ve NATO üyeliği öncesinde uçak üreten ve dahası ihraç etme noktasına gelen bir ülke konumundayken, üye olduktan sonra ilk hava aracını ihraç edebilmesi için 60 yıl geçmesi gerekti.

Nedeni her ne olursa olsun, havacılık sanayimiz uzun bir duraklama evresine girmişti. 2000’li yılların başından itibaren de yeni bir yükseliş dönemi başladı.

Savunma Sanayii Müsteşarımız Murad Bayar’ın, ATAK ve insansız hava aracı (İHA)’larla ilgili projelerin iptali ve yeni bir modelle kurgulanma kararının alındığı Mayıs 2004’teki Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısının bir milat olduğu tespitine biz de katılıyoruz.

Baykar Makina da yine aynı dönemde, 2000’li yılların başında, küçük bir atölyede İHA geliştirme çalışmalarına başlamıştı. Bu çalışmaların devamında, havacılık sanayimiz, önce Kara Kuvvetlerimizin mini İHA ihtiyacını karşıladı; geçtiğimiz yılın Temmuz ayında Katar Silahlı Kuvvetleriile imzalanan sözleşmeyle de Katar’a mini İHA ihraç etmek için ilk adımı attı. Katar için üretilen mini İHA, sayfalarımıza konu olan haberde de bahsettiğimiz üzere, geçtiğimiz günlerde yapılan kabul testlerinden de başarıyla geçti.

Mini sınıfında bir İHA da olsa, verilen uzun aranın ardından gerçekleştirilen bu hava aracı ihracatının tarihi öneminin ve Baykar Makina’nın başarısının altının kalın çizgilerle çizilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu ihracat, aynı zamanda Türkiye’nin ilk İHA ihracatı olarak da tarihe geçmiş durumda.

2000’li yılların başında, insansız hava araçlarının ülkemiz havacılık sanayisi açısından bir dönüm noktası olabileceğini söylerken yanılmadığımızı da şimdi görüyoruz.

ANKA başta olmak üzere diğer İHA projelerimizden de kısa vadede aynı başarıları bekliyoruz. Orta vadede HÜRKUŞ’tan da…

2000’li yıllarda Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından tespit edilen hedefleri yakalamayı başaran savunma sanayimizin rotası, 2010’lu yıllarda teknolojik derinliğe doğru çevrilmiş durumda.

Savunma sanayimizde teknolojik derinliğin artmasında da önemli bir rol oynaması beklenen Teknopark İstanbul, bu açıdan da önemli. Konuyla ilgili Teknopark İstanbul Genel Müdürü Turgut Şenol ile yapmış olduğumuz röportajı da bu sayımızda sizlerin bilgisine sunuyoruz.

Ancak bir noktanın altını çizmek istiyoruz: Teknopark İstanbul’un ortaklarından İstanbul Ticaret Odası Başkanı Dr. Murat Yalçıntaş, 12 Mart 2010 tarihindeki Teknopark İstanbul Yönetici Şirket Ortaklık Sözleşmesi İmza Töreni’nde, 30 yıl boyunca Teknopark İstanbul’u işletecek 5 ortaklı şirketin, kamuyu, özel sektörü ve üniversiteleri bir araya getirerek Teknopark İstanbul’a sağlayacağı destekler, finansal güç, iş birliği imkanları ve profesyonel yönetim hizmetleri ile diğer üniversite teknoparklarından farklı bir vizyon kazandıracağını söylemişti.

Şenol ile yapmış olduğumuz röportaj esnasında verdiği bilgiler ve çalışmaların geldiği nokta da Dr. Yalçıntaş’ın işaret ettiği “farklı vizyon”un yaşatıldığını gösteriyor. Dileriz yaşatılmaya da devam eder…

Aynı zamanda Çanakkale Zaferi’nin de 97. yıldönümünün kutlanacağı 18 Mart Şehitler Günü dolayısıyla şehitlerimize rahmetle anıyor ve aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.

Nisan ayında yeniden sizlerle birlikte olmak üzere…